|
“varın altında yokluk, yokun altında varlık başını kaldır da bak, boşluk bile mezarlık” / n.f.kısakürek bu kadar yazılmaz yalnızlık billâhi, ancak bu kadar yazılmaz. sözcüklerin âsî ve kaçkın yanlarında cümle kurmaktan özürlü / ve kendini bir tek kendini anlatmaya memûr kendinden uzak şâir yanlarım benim. içinde bulunduğun durumun tanımlanması açısından zor bir görev: boşluk. kendi ya da ancak kendim ile tanımlanabilen bir durumun, kökünden ayrılmaz lâhikası. lâhika ki; nereye gitsen senden bir adım önce, nereye baksan gözbebeklerinin içinde; acıyla karışık, hüsrâna gebe. tanımlar ötesi, tanımlanmaya muhtaç olmayan, bir girift yalnızlığın sobe taşı. sen de ki; boşluktur bir yanım, ama en çok doldurmakla mükellef iki elim. bir baş için değil senin, o'nun, belki herkesin. bir bana baş olamayan yanlarım benim. çocukluğumun çelik çomakları, kökünden kesilmiş iğde ağacı, talan olmuş avlusu, asfalt döşenmiş toprak yolları, yani içine bir dolu özlemi sığdırıp gözyaşları ile harmanladığım, nasır bağlamış avuçlarıma takılı kalan hüzün. içimde, umut kestiğim, kaybolan kalabalıkların, insanlığın kesik ve kesif nefesi: boşluk diyorum, gözlerim dalıp giderken uzaklara adı konulmamış memleketler arıyorum içinde bir nefes alacağım, uzaklaştığım vatan yanlarımdan. bir büyük hüznü barındırır içimdeki sokakların çıkmazları insan kokusuz gözlerim uzakta; noktaya sevdalı, en çok bilmediğim yerlerde kanayan bir yaram: meçhûl yanlarım benim. dönüp dolaşıp, kendimi hep aynı noktada bulduğum kitap kokulu dünyam, hâzır ve nâzır yokluğumun üstüne çöküp kalan boşluk. yani nereye dönsem varlık içinde derin bir yokluk, her köşebaşında mezar taşları, sokaklar içinde evler, evler içinde taze ölüler. bir şehrin anatomisini çizerken, bir bilet daha kesiyorum, öldürdüğüm bütün şehirlerin adına. san’atkâr bir üslupla, düşünce ikliminin kapılarını aralarken, bir dünya bahşediliyor baştan sona boşluk; ki, çepeçevre rûhumu saran habis bir örümcek gibi kimi zaman öldürmeye nâzır kader. düş-ünce ikliminden rüyalarının, acıyan yanlarının deşifresi olur şiir: bir ömür yazmaya âmâde. akıp giden zaman gibi serzenişle zamanın tik-tak'larına esîr rûhum her köşebaşında şehrin adımlarımla bir sana ulaşmayan en çetin yol bir bana şehir olmayan yanlarım benim. âh aşk; hâletinden muzdarîb ve talan kaç sürgün hayalinden ırak ve kurak ikliminin esiridir. âh ile bak ki, bir boşlukta gezinip durmakta zaman adını unutmak ne büyük yalan vecd ile âşiyân kalbimdir benim. bana göre değil belki de, böylesi bir terennümünü zikr’etmek. ben ki zaman içinde, zaman ki benim içimde. aşk ile, aşk’tan öte, aşk’tan önce ve ez cümle vâroluş ile anılırken soluk; adı konulmamış diyarlara müctevir, rûhuna aşina ruhumdur benim. Akrep ve yelkovan kara zindan; her geçen zaman ömrümden çalınan, hayattan alacaklı olduğum yanlarım. Sen hayatın çirkini, sen hayatın en güzeli, sen hayatın cân dîde-i giryân; toprağa akıp kaybolan cânım benim. Sana seslenmek yalanların en güzeli, kurduğum bütün cümlelerin öznesi. Varlığından muzdarîb, yokluğunda garîb; bir boşluğun ziyâde, terennümü ki boşlukta gezinip duran, en çok yokluğunla anılan zaman. Irak zamanlarda, kuytu köşelerde bîzâr, aşklar ki; adları en çok kurutulmuş çiçeklerle anılan, küf kokulu mektuplarda derin bir hüzünle, derin bir hüzünle ve hep derin bir hüzünle: ancak böyle yazılır “sen” ile başlayan her cümle. sana hitap etmiyor hiç bir şiir, bir boşluksun kalbimin tan yerinde.
mustafa nazif 10.mart.2009
» Özgürlük
» yorumu yazan: neobohem
» tarih/saat:
28/4/2009
/
» ip:
:::::: Uyan uyanda
Dön bak etrafına
Aşk heryerde
Aşk özgürlük
» bir boşluk: sobe taşı…
» yorumu yazan: meryem
» tarih/saat:
17/4/2009
/
» ip:
:::::: ah aşk...
yüreginize sağlık..
» ...
» yorumu yazan: dilrubadiotima
» tarih/saat:
13/4/2009
/
» ip:
:::::: " ancak böyle yazılır “sen” ile başlayan her cümle. "
bu kadar güzel anlatılabilir, doldurulamayan boşlukların dolu dizginliği,bir tek sizin dizelerinize yakışan...
» ...
» yorumu yazan: isimsiz
» tarih/saat:
2/4/2009
/
» ip:
:::::: bakma öyle gözümün içine dik dik!!!
çatma artık kaşlarını...
bırak dağınık kalsın; saçların...
» ölmeden önce ölünüz-hadis-i şerif
» yorumu yazan: rengin
» tarih/saat:
2/4/2009
/
» ip:
:::::: Ağlar, bu dünyaya gelen,
güler, Hakikât’ı bilen.
âşıktır, ölmeden ölen.
ne gelen var, ne giden
Ölüm ölüm denen, yoklukmuş meğer,
secde eden başlar, yokluğa değer,
bütün varlık, oradan gelirmiş meğer,
her varın anası, yokluk değil mi?
İsmail Emre (1900-1970)
Rabbim, sen beni bana verdin,
Ben de kendimi sana veriyorum.
» yorum işte
» yorumu yazan: sevgi yıldırım
» tarih/saat:
28/3/2009
/
» ip:
:::::: şiirin hitap edemediği anı mı tanımlamaya çalışıyorsunuz...ben de buna benzer bi şiir yazmıştım..hala korkuyorum insanlarla paylaşmaktan...siz nasıl paylaşabiliyorsunuz...siz çılgınsınız...
» ebediyyen mahkum
» yorumu yazan: isimsiz
» tarih/saat:
26/3/2009
/
» ip:
::::::
(.....)
ne yazsam yerinde boşluk olacak yayınlamasanızda olur
» ...
» yorumu yazan: ab-ı hayat
» tarih/saat:
26/3/2009
/
» ip:
:::::: sana hitap etmiyor hiç bir şiir,
bir boşluksun kalbimin tan yerinde.
» teslimiyet
» yorumu yazan: neobohem
» tarih/saat:
25/3/2009
/
» ip:
:::::: Aşka isyan edilmez;teslim olunur .
» .....
» yorumu yazan: isimsiz
» tarih/saat:
23/3/2009
/
» ip:
:::::: her okuduğumda aşk!ın ve "sen" i............isyânım boşluklarda yankılanıp duruyor....yeter!!!! yeter!!!! diyorum yeter!!! yaz!ma.........
"sen"", ben olda bil boşluklarda çırpınmanın ahvâlini!
tırnaklarım KAN, rûhum KÜL kokuyor!!!
boğazımdaki düğümlere hergün bir yenisi ekleniyor...
ahh sen, ahh hayat! . . . AFFET . . .
» yokluğunda garîb
» yorumu yazan: divâne gönlüm
» tarih/saat:
19/3/2009
/
» ip:
:::::: unutmamak gerekir ki; Aşk herkesin yaşamında bir kere gâlip gelecektir.Ancak böylesi yaşantılarla ve acılarla bir yoğrulmuşluk, mânevi ve insâni yönümüzü derinleştirebilir; ve "yaşamın bilgeliği" olarak değerli bir hazine sunabilir.
O hazine de şudur ki;Edeb, adab, tevazu, kadirşinaslık, kadere teslimiyet, inanç, uhuvvet, vicdan sahibi olmak,vs... ve en önemlisi kalb-i selim düşünebilmektir...
işte bu yüksek ahlâki ve insâni seciyeler, ancak âşıkların nasipleridir...aşk insana haddini bildirmedikçe, 'aşk' değildir.haddini ve nefsini bilmeyen âşık ise; âşık değildir, ancak tutkularının esiridir...
"çünkü gerçekten sevmek, sevdiğini kaybetmek pahâsına korumak ve kollamaktır. ya da, sevdiğinin asâletini ve prestijini muhafaza etmektir..."
ne mutlu aşkına sâdık kalarak, onun aziz hatırasına asla ilişmeden sırlı bir şekilde köşesine çekilenlere!
aşk, varmak değil, yolda olmaktır!
aşk'ınız, kaleminiz her daim var olsun...
...
|