|

cân; hayatı ân'landıran dokunuş, 'kalb ile'...
ilk gözyaşı; dudaktan kalbe, sicimden / ve sözden kement gibi boynuma asılmış bir garib, yafta gibi geçip giden. / ve öldüren; kaç zemherî, yalnızlıkları vardır yılların ân ile... kasıp kavuran cehennemler içimde, içinde cennetlerin mezar taşları; adını değil çiviyle, kanla yazan, nasırlı, boğumlu, yaşlı elleriyle, öldürmeye kâbil, anlâm... ilk gözyaşı; kalpten toprağa, kaç gül biter huzurunda kan revân; ayrılıkları anlatır kimi zaman / ve zaman zaman, ayrık zaman dilimlerinde, topraktan kopup, elde bulur cân revân... / ve aşkı anlatan; değil mi cân, yaprağından her zerresine vücûd bulan, ah; mine'l aşk; değil misin sen, O'nunla başlayıp, O'nunla ölen ey cân: yolunda kaç gül kurbân, kaç kurbân, güle dönmüştür hây!... varsayılmış zaman dilimleri yoktur aşkın. çile'ye açılan kapıda her rûh, zerre'yi aşk'a kitleyen mansûr: ene'l-hâk / ve âh mine'l aşk. hiç'den gayrısında yoktur gözüm, ilk gözyaşı gibi dudaktan kalbe, hayatı 'ân'landıran dokunuş. toprağın kalbine düşmüş adın; âh cân; sözlerime gül kokusu düşmüş, bundan bilinir zaman... ân olur, gül dokunur. gül olur, ânda okunur. aşk olur ân ile ondan içre. ilk gözyaşım gibi dudaktan kalbe. toprağın kalbine düşmüş tohum; adım, bekler ilk gözyaşını; âh (c)ân ile... 05.ekim.2007

» (x
» yorumu yazan: dmla
» tarih/saat:
7/3/2009
/
» ip:
:::::: idolümsün mustafa abi..hem akademik hemde insanlığınla...
» can revan
» yorumu yazan: mehmet taşkıran
» tarih/saat:
6/5/2008
/
» ip:
:::::: hoş yorumlar ve güzel bakışlar,kulaklarımızdan neredeyse silinen kelimeler,iyi ki dilin söylüyor elin klavyeye dokunuyor mustafa geçmişten geleceğe köprü olmak görevini omuzlamış görünüyorsun,terennümünde alemlerin sahibine ve onun sevdalısına sevgin kalbinde üşüşmüş gibi,ışık olup doğmuşsun genç yüreğinle ahirzaman günlerine rabbim yüreğine kuvvet diline açıklık versin ilhamın bol şiirlerin çok olsun sen çok yaşa emi .....
» kuzenime
» yorumu yazan: danimarkadan asiye
» tarih/saat:
30/3/2008
/
» ip:
:::::: S.a Mustafa, bu gün sayfani gördüm, inan muhtesem buldum. Bizim dOktor Mustafa söyledi. Tek kelimeyle HARIKASIN canim;:). Seninle gurur duyuyorum:)
Danimarkadan Asiye ablan... Isinde basarilar dilerim... :D
» hiç'e....
» yorumu yazan: cirkinordek
» tarih/saat:
7/10/2007
/
» ip:
:::::: hiç'i anlamak için, herşey olmak gerekir önce... ben şairin hiç'i anlatmak için herşey olduğunu görenlerdenim,(burada , anlatmak için, önce anlamak gerektiğini vurgulasam mı?) şair ; son noktayı koyma hakkınız yok, hak; sizin için son nefesi kısmet edinceye kadar, selam, saygı ve muhabbet ile....
» ---
» yorumu yazan: kalem
» tarih/saat:
6/10/2007
/
» ip:
:::::: ilk gözyaşı; dudaktan kalbe,
sicimden / ve sözden kement gibi
boynuma asılmış bir garib,
yafta gibi geçip giden.
/ ve öldüren; kaç zemherî,
yalnızlıkları vardır yılların ân ile...
:
Şair ilk dizelerde, gözyaşını kaynağından değilde, dudaktan akıtacak sandım.Dudaktan yaş akması, birazda kelimelerin gözyaşına benzetilmesi çağrışımında.Hemen arkasından "sicimden ...kement"ten ifadeleri sertlik ve kesilmeyen bir söyleniş havası katıyor.Ama ne görüyorum?Tahminimden daha sert daha acı verici olsa olmalı bu; boyna dolanıveriyor ben mısrayı atlayamadan...ve ölüm yalnızlığın bir diğer adı gibi bırakılıyor okuyucuya.
------------------
kasıp kavuran cehennemler içimde,
içinde cennetlerin mezar taşları;
adını değil çiviyle,
kanla yazan, nasırlı, boğumlu,
yaşlı elleriyle,
öldürmeye kâbil, anlâm...
:
ikinci kıtada beni şaşırtan cennetin mezar taşları.İçinde cehennem olması değilde, cennetin mezar taşlarının olması dokundu.Cünkü cennet ve cehennemimizi içimizde taşırız oğul nasihatları ile büyüdük.
Neden? sorusunu sormak isteği uyanıyor.Karşımıza bir isim çıkıyor.Bir isim ki, anlamından öldürmeye kâbil.
------------------
ilk gözyaşı; kalpten toprağa,
kaç gül biter huzurunda kan revân;
ayrılıkları anlatır kimi zaman / ve
zaman zaman, ayrık zaman dilimlerinde,
topraktan kopup,
elde bulur cân revân...
:
Gözyaşı artık ilk kaynağını kaybetmiştir.Kalpte öylesine demlenmiştir ki,yeni yuvası yeni kaynağı kalptir.Ve düştüğü an toprağa, kandan güller açması şaşırtıcı değil.Sebep? Ayrılık ve "zaman zaman"ın içerisine saklanmış yalnızlık; toprağa düşen gülü büyütüyor.Şairin elleri mi o ...cân revân...bulan yer?
------------------
/ ve aşkı anlatan; değil mi cân,
yaprağından her zerresine vücûd bulan,
ah; mine'l aşk;
değil misin sen, O'nunla başlayıp,
O'nunla ölen ey cân:
yolunda kaç gül kurbân,
kaç kurbân, güle dönmüştür hây!...
:
Gülden vazgeçmiyoruz. Geçebilir miyiz?
"Kurusa/da solsa/da gül: yardır
yar/da: güldür"
demişti dost. Hala onun üzerinde düşüncelerimiz.Aşk eteğinde ölüm taşıyor, ayrılık rüzgarı estikçe düşen damlalar gül yeşertmiş.Gül ve kurban! belki de en önemli noktalardan biri. Celladın sevgiliye, sevgilinin cellada dönüşmesi döngünüsünü tekrar yaşıyoruz.
------------------
varsayılmış zaman dilimleri yoktur;
çile'ye açılan kapıda her rûh,
zerre'yi aşk'a kitleyen mansûr:
ene'l-hâk / ve âh mine'l aşk.
hiç'den gayrısında yoktur gözüm,
ilk gözyaşı gibi dudaktan kalbe,
hayatı 'ân'landıran dokunuş.
toprağın kalbine düşmüş adın;
âh cân; sözlerime gül kokusu düşmüş,
bundan bilinir zaman...
:
Ve dolan bardağın taşma kısmı...Şair sanki bir anda tüm yaşanmışlıkları bir çırpıda siler.Çünkü zamanı çile ile eşitleyebilecek bir söyleyişe denk geliyoruz.Zerre, aşk, hak,mansur...Anlam bilmecesinin tüm elemanları toplanmış, ayak sesleri birbirine karışmış.Gürültü içerisinde şiir.Taki pes eden şair hiçten gayri gözünde bir şey olmadığını ifade edene kadar.Ama yanılgı da tam burda başlıyor.Aslında o Anlam bulmacası,çocuklarını toplayıp "Hiç" in ardına gizlenmiştir.Şair vazgeçmiş gibi görünüp sahiplenmiş tekrardan.Sonra bir tevekkül ile,başa döner.Elinde somut tutabileceği tek gözyaşı vardır.Buna sıkı sıkı sarılır.Bir anlamda, yaşama şahit tutabileceği nadir anları , bu dokunuşla betimlemiş.Sadık yarimiz gül,yine burdadır.Başparmağımızın ucunda belirmiştir. Şairi öylesine büyülemiştir ki gül; zaman onun kokusuna bürünmüştür. Çünkü yaşamak yar kokmaktır. Gül kokmaktır.
------------------
ân olur, gül dokunur.
gül olur, ânda okunur.
aşk olur ân ile ondan içre.
ilk gözyaşım gibi dudaktan kalbe.
toprağın kalbine düşmüş tohum; adım,
bekler ilk gözyaşını;
âh (c)ân ile...
:
Burda, biraz şaşkınlık yaşadim ilkin.Tüm sözler yare söylenmişken sanki bir anda , şair kendini öne çıkarmıştır "adım" diyerekten.
Tohum kaynaktır.Gül dahi bir tohuma ihtiyaç duyar, gül olabilmek için.Düşündüğüm şey, şair kendini aynı zamanda yarin tohumu olarak mı görüyor?
Böyle ise, gül, yar; yar, şair; şair, hiç olmaya adaydır.
Mansur`a ilişmiyorum şair, çünkü o kısımda Hak var.
Ben konuş(a)mam.
/ / / / / / / / /
yanıt: ne gariptir ki; bu tip yorumları, incelemeleri az alıyorum... ve üzerinde bu kadar durduğunuz vakit harcadığınız için de teşekkür ederim... ve yine ne gariptir ki; yorumunuza uzun bir yorum yazamayacak kadar yorgunum... bilahere dönüş yapabilirim sanırım... tekrar teşekkür ederim kalem... ve; her gel-git'in de bir sonu vardır... o son geldiği zaman kalem kırılır...
Düzenleyen mustafanazif gün: 6/10/2007 saat: 23:16
» -----
» yorumu yazan: Hiç kİMse DLK
» tarih/saat:
6/10/2007
/
» ip:
:::::: Gözlerimi doldurdunuz .Özlemişim şiirlerinizi ...
» _ _ _
» yorumu yazan: isimsiz
» tarih/saat:
6/10/2007
/
» ip:
:::::: Az kaldı,az..Birkaç sene sonra 'şair burada hiçbir şey anlatmamış,okuyun,okuyun' diyeceğim.'yazmış,okursun ya da okumazsın diye.'
Hayat bu işte,hiçbir şeyinin olmaması bu ! Ağabeyim.
Bu umut. Bu yaşama uğraşı. Ne derseniz deyin artık..
/////
yanıt: evet hiç bir şeyi anlatmadığına ve anlatamadığına inananlardanım... allah'ım; şiir için harcadığım vakitten ötürü beni affeyle...
Düzenleyen mustafanazif gün: 6/10/2007 saat: 22:16
|